Judo

Judo sporunun kurucusu Jigoro Kano (1869 - 1938) Judo'yu; "Akli ve fiziki enerjinin en verimli şekilde kullanılmasıdır." diye tarif eder. Kelime anlamı olarak Ju; nezaket, kibarlık, çeviklik, Do ise; yol, usul ve öğreti anlamlarına gelir. Kısacası Judo; nezaket, centilmenlik ve çeviklik öğretisi olarak tanımlanabilir.

 

Saygı, ciddiyet, tevazu, sabır, dostluk, dürüstlük, dayanışma, kendine hakim olma, taktir etme ve nezaket Judo sporunun prensiplerindendir.

 

Jigoro Kano, bedenini güçlendirmek ve kendini tehlikelere karşı koyabilmek için yaşadığı dönemde geleneksel dövüş sporu Jujutsu eğitimi alır. Ancak, kısa bir müddet sonra rakiple yapılan mücadeleyi sadece fiziki eğitimle değil, ruhi eğitimi de katarak yapmak gerektiği kanaatine varır.

 

Kano, eski mücadele sporları tekniklerini sınıflandırarak disipline eder ve adına Judo koyduğu metodunu 1882 yılında kurdu ve “Yolun çalıştığı yer” anlamına gelen Kodokan eğitim merkezinde öğrenicilerine öğretmeye başlar.

 

Judo, önceleri kendini savunma yöntemi olarak değerlendirilse de, zaman içerisinde eğitimsel değeri, beden ve kişilik gelişimindeki yararlarıyla tanınır.

 

Jigoro Kano, Judo tekniklerini üç grupta toplar. Bunlar; Atış Teknikleri (Nage- Waza), Tutuş Teknikleri (Katame- Waza) ve Vuruş Teknikleri (Atemi- Waza). Vuruş Teknikleri judo müsabakalarında kullanılmaktadır.

 

Bir judocunun sahip olması hedeflenen üç temel özerliği; Shin (Yürek, cesaret), Gi (Teknik), Tai (Kuvvetli, çabuk ve dayanıklı vücut)’dir.

 

Kano, Judoyu öğrencilerine Uchi- Komi, Yoku Seiku Geiko, Randori ve Kata gibi çeşitli antrenman şekilleri ile öğretir.

 

Judo tekniklerinin iki temel prensibi vardır.  Bunlardan birincisi; kuvvete karşı koymama prensibi (En az kuvvetle en fazla sonuç elde etme), ikincisi ise; şiddet kullanmama prensibi (Rakibine acı vererek değil, acı sınırına getirerek üstünlüğünü kabul ettirmek.)

 

1940’lı yıllara gelindiğinde, Japon judocu Profesör Kawaishi, judoyu Batı dünyasına uyarlayarak Avrupa’da başta Fransa, İngiltere ve Almanya olmak üzere diğer ülkelerde de yapılan popüler bir spor dalı yaptı.

 

Kawaishi yönteminde Judoya yeni başlayanlar, ilk olarak beyaz kemer takıp belirlenen sürelerde imtihan olarak sırasıyla; sarı,turuncu,yeşil,mavi ve kahverengi kemer sahibi olarak öğrencilik dönemini tamamlarlar.Ustalık derecesi olan Siyah kemerde de birinci Dan’la başlayarak onuncu Dan’a kadar derecelenirler.

 

11 Ağustos 1932’de Almanya’da Avrupa Judo Birliği (EJU)’ nun kurulması üzerine, Uluslararası ilk Judo müsabakası 1934 yılında Dresden’de Avrupa Judo Şampiyonası olarak yapıldı.

 

İkinci Dünya Savaşının çıkması üzerine iptal edilen 1940 Tokyo Yaz Olimpiyat Oyunların’nda gösteri sporu olarak kabul edilen Judo, ilk olarak 1964 yılında yine Japonya’da yapılan Tokyo Olimpiyat Oyunları’nda (68 kg. -80kg. +80kg ve Açık Sıklet) yer alarak Olimpik bir spor branşı oldu.

 

Savaş sonrası yeniden oluşturulan Avrupa Judo Birliği’nin katkılarıyla 11 Temmuz 1952 tarihinde de Uluslararası Judo Federasyonu (IJF) kuruldu. İtalyan Judo Federasyonu Aldo Tori ilk IJF Başkanı olurken, Avusturyalı Marius L. Vizer 2017 yılından itibaren IJF Başkanı olarak görev yapmaktadır. Avrupa Judo Federasyonu Başkanlığını da Rus Sergei Soloveychik sürdürmektedir.

 

Avrupa Judo Şampiyonası ikinci olarak 1951 yılında Paris’te, İlk Dünya Judo Şampiyonası 1956’da Tokyo’da yapılırken, Yaz Olimpiyat Oyunları’nda erkekler 1964 Tokyo’da, 1992 Barcelona’da yarıştı.